. Allah’ın zati sıfatları nelerdir? Allah’ın zati sıfatları ve anlamları...Yüce Allah’ın varlığı zorunlu olan sıfatları çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır. Bunlar içinde en meşhuru ilahi sıfatları, zati sıfatlar ve subuti sıfatlar olarak ikiye ayıran sınıflandırmadır. Şimdi bu sıfatları inceleyelim. ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI VE ANLAMLARI Sadece Allah Teâlâ’nın zatına mahsus olan, yaratıklardan herhangi birine verilmesi caiz ve mümkün olmayan sıfatlardır. Zati sıfatların zıtları, Allah hakkında düşünülemediği, bu sebeple sonluluk ve eksiklik ifade eden bu özelliklerden O’nun tenzih edilmesi gerektiğinden bu sıfatlara tenzihi ve selbi sıfatlar da denilmiştir. Zati sıfatlar şunlardır a- Vücud Var olmak demektir. Allah vardır. Varlığı başkasından değil, zatının gereğidir, varlığı zorunludur vâcibül vücud. Vücud’un zıttı olan yokluk adem, Allah Teâlâ hakkında düşünülemez. Vücud sıfatına “sıfat-ı nefsiyye” de denilmiştir. b- Kıdem Ezeli olmak, başlangıcı olmamak demektir. Hiçbir zaman dilimi düşünülemez ki o zamanda Allah henüz var olmamış olsun. Ne kadar geriye gidersek gidelim, O’nun var olmadığı bir zaman yoktur, olmamıştır. Çünkü Allah sonradan meydana gelmiş bir varlık değildir. Ezeli kadim bir varlıktır. Allah’ın varlığı zorunlu vacibu’l-vücud olduğu için ezeli olması da zorunludur. c- Beka Varlığının sonu olmamak, ebedi olmak demektir. Allah’ın sonu yoktur. Zaten başlangıcı olmayan bir varlığın sonunun olması düşünülemez. Bekanın zıddı olan fena yani sonlu olmak Allah hakkında düşünülemez. Ne kadar ileriye gidilirse gidilsin, Allah’ın olmayacağı bir an yoktur, olmayacaktır. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın ezeli ve ebedi oluşu şöyle anlatılır هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِرُ “O, ilktir, sondur…”[1] كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ “…Allah’ın zatından başka her şey yok olucudur. …”[2] d- Muhalefetün li’l – havadis Sonradan olan şeylere benzememek demektir. Allah’tan başka her varlık sonradan olmuştur. Allah, sonradan olan şeylerin hiçbirisine hiçbir yönden benzemez. Allah, kendisi hakkında bizim hatırımıza gelenlerin daima ötesinde bir varlıktır. Bu sıfatın zıddı olan sonradan olana benzemek ve denklik, Allah hakkında düşünülmesi imkansız olan bir özelliktir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur “…O’nun benzeri olmak şöyle dursun, benzeri nin misli dahi yoktur. O işitendir, görendir.”[3] Bu ayet Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederken, kemal sıfatlarıyla da nitelemektedir. e- Kıyam binefsihi Varlığı kendiliğinden olmak, var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak demektir. Allah kendiliğinden vardır. Var olmak için bir yaratıcıya, bir yere, bir zamana, bir sebebe muhtaç değildir. Başkasına muhtaç olmak Kıyam biğayrihi, Allah hakkında düşünülemez. Kur’an-ı Kerim’de bu sıfat ile ilgili olarak şöyle buyrulur De ki “O, Allah’tır, bir tektir. Allah Samed’dir. Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.” [4] “ Ey insanlar ! Allah’a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye layık olan ancak O’ dur.”[5] f- Vahdaniyet Allah Teâlâ’nın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, eşi, benzeri ve ortağının bulunmaması demektir. Vahdaniyetin zıddı olan birden fazla olmak’, eşi ve ortağı bulunmak’, Allah hakkında düşünülmesi imkansız olan sıfatlardandır. Kur’an’da İhlas suresi aynı zamanda Allah’ın bu sıfatını da anlatır … O’ndan çocuk olmamıştır Kimsenin babası değildir. Kendisi de doğmamıştır kimsenin çocuğu değildir. Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”[6] [1] Hadîd sûresi, 3. ayet [2] Kasas sûresi, 88. ayet [3] Şûrâ sûresi, 11. ayet [4] İhlas sûresi, 1-2. ayetler [5] Fâtır sûresi, 15. ayet [6] İhlas sûresi, 3-4. ayetler Kaynak İslam Akaidi, Erkam Yayınları İslam ve İhsan Allah’ın zati ve subuti olmak üzere sıfatları iki zati sıfatlarıVücud Allah, vardır birdir; eşi benzeri Varlığının başlangıcı Bakidir, varlığının sonu Allah lil havadis Allah sonradan yaratılanlara hiç binefsihi Allah zati ile vardır. Ve başkasının varlığına muhtaç subuti sıfatlarıHayat Allah O her şeyi Her şeyi Her şeyi Her şeye gücü yeterİrade Dilediğini Konuşur, biz nasıl konuştuğunu Dilediğini rızıklandırmak, öldürmek, azabetmek Turan Yazılım / Mürşit 5 Zati sıfatlar 1-Vücut. Bu sıfat, Allah`ın var olduğunu ifade eder. Allah vardır ve en büyük varlık O`dur. O`nun varlığı, herşeyin varlığından daha belirgindir. Allah olmasaydı hiç bir şey var olmazdı. Kâinatın varlığı O`nun varlığına en büyük şahittir. Âlemde hiçbir şey kendi kendine var olmuş değildir. Hiçbir şey ne kendi kendine var olabilir, ne de yok olabilir. Halbuki çevremizde sayılamayacak kadar varlık vücuda gelmekte ve yok olmaktadır. En ufak çarpıklık olmaksızın, en ince hesaplarla var olan ve varlığını çarpıcı özellikleriyle devam ettiren bu âlemin tesadüflerle ortaya çıkması ve varlığını devam ettirmesi mümkün değildir. Bütün bunlar, bu âlemi var eden, yok eden, kuvvet ve hikmet sahibi bir yaratıcının varlığının şüphe götürmez delilleridir . Allah`ın varlığı, başka bir varlık vasıtasıyla olmayıp; ilâhî vücudu, zatının gereğidir. Vücudu zatının icabı olduğu içindir ki; Allah`a “Vâcibu`l Vücud” denmiştir. Allah`ın zatının ve sıfatlarının hakikatini anlamak; sıfatlarının zatının aynı mı, yoksa ondan ayrı, ona zıt bir şey mi olduğu hususunu kavrayabilmek aklen mümkün değildir. Allah`ın ilâhî vücudu ister zatının aynı, ister gayrı olsun, her mükellefe vacipolan husus; Allah`ın var olduğuna inanmaktır. O`nun varlığına inanmamızı gerektiren aklı ve naklî delilleri yukarıda izah ettik. Vücudun zıddı olan yokluk, Allah için mümkün değildir. Yokluk, Allah için muhâl olan noksan sıfatların birincisidir. Allah`ın yokluğu ne geçmişte, ne de gelecekte mümkündür. 2-Kıdem. Allah`u Teâlâ, varlığı, zatının icabı olduğu için kadîmdir ezelîdir. Geçmişe doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allah`ın var olmadığı bir zaman düşünülemez. Eğer Allah kadîm-ezeli olmasaydı, hâdis- sonradan var olmuş olurdu. Sonradan var olan her şey, kendisini icat eden bir muhdise- yaratıcıya muhtaçtır. Aksi takdirde yok olan bir şeyin varlığını yokluğuna tercih eden bir yaratıcı olmadan meydana gelmesi gerekirdi ki; bu durum bütün düşünürlere göre batıldır. Allah kadîm olmasaydı, var olmak için kendinden başka bir yaratıcıya muhtaç olurdu. Halbuki Allah`ın vücudu, zatının icabıdır. Yani varlığı kendindendir. Bir şeyin bir anda hem var, hem de yok olması ise mümkün değildir. Öyleyse Allah hâdis değil, kadîmdir. Kıdem sıfatının zıddı “Hudûs-sonradan var olma” sıfatıdır. Allah kadîm olduğu için O`nun hâdis olması aklen mümkün değildir. 3-Bekâ. Allah ebedîdir, varlığının sonu yoktur. O daima vardır. Varlığı kendinden olduğu için O, hem kadîm ve eze!î; hem de bakî ve ebedîdir. “O, evvel ve ahirdir.” el-Hadîd, 57/3, “Kâinattaki her şeytani -yok olucudur. Celâl ve Ikram sahibi olan Rabb`im -zatı bakî`dir- ebedî`dir-. ” er-Rahman, 55/27 Bu ayet-i kerimeler, Allah`ın bakî olduğunun delilleridir. Allah`ın vücudunu harici bir kuvvet yok edemez. Çünkü kadîm olan Allah`ın dışındaki tüm kuvvetler hâdistir sonradan yaratılmıştır. Hâdis olan bir kuvvet ise, kadîm olan zatın vücudunu yok edemez. Zira vacibü`ı-vücud olan Allah, kudret sahibi olup; bütün eksik sıfatlardan uzaktır. Varlığını devam ettirememe acızliktir. Acızlik ise noksanlıktır. Allah noksanlıktan münezzehtir. O`nu yok edecek bir kuvvet tasavvur edilemez, öyleyse Allah bakîdir, varlığının sonu yoktur. Bekâ`nın zıddı “fena -bir sonu olmak”dır. Allah`ın fânî olması ise aklen muhaldır. 4-Muhalefetü`n li`l-Havâdis. Sonradan vücut bulan varlıklara benzememe. Allah zat ve sıfatı ile sonradan yaratılmış olan hiçbir şeye benzemez. Bu sıfatın zıddı olan benzerlik, Allah hakkında akla aykırıdır, mümkün değildir. Sınırlı olan aklımızla Allah`ı nasıl düşünürsek düşünelim, hayâlimizde nasıl canlandırırsak canlandıralım, O, bizim düşündüklerimizden hayal ve tasavvurumuzdan geçirdiklerimizin hepsinden başka ve hiçbirine benzemeyen ilâhî bir varlıktır. Hayalımizden geçirdiğimiz bütün varlıklar, yok iken sonradan var olan, varlığı, bir başkasının varlığına muhtaç olan ve sonunda yok olmaya mahkûm, noksan varlıklardır. Allah ise her türlü noksanlıklardan uzak mükemmel ve mukaddes bir varlıktır. Böyle yüce bir varlık, önce yok iken var olan sonra yine yok olacak hiçbir varlığa benzemez. Allah kendi zatını “O ?nun benzeri yoktur. O, herşeyi işitici ve görücüdür. ” eş-Şûrâ, 42/11” ayetiyle vasıf landırmıştır. Peygamberimiz de “Allah aklına gelen her şeyden başKadir. ” buyurmuştur. Allah, sonradan olanlara benzeseydi, bu takdirde hâdis yani başkasına muhtaç bir varlık olurdu. Kadım ve bakî olan bir varlık ise hâdis olamaz. Başkasına benzemeye muhtaç olan bir varlık, benzediği varlığın ve diğer varlıkların yaratıcısı olamaz. Allah, tek yaratıcı olduğuna göre, yarattıklarına benzemez ve muhalefetü`n li`l-havâdis sıfatıyla muttasıfdır. Bu sıfat aynı zamanda, Allah`ın, diğer varlıklarda bulunan cisimlik, cevherlik, arazlık, parçalardan bir araya gelmek, yemek, içmek, oturmak, uyumak, kederli ve sevinçli olmak gibi sıfatlardan da uzak olduğunu ifade eder.” Fetih, 48/10; er-Rahman, 55/27; Tâhâ, 20/5. ayetlerinde geçen “Allah`ın eli”, “Allah`ın yüzü”, “Allah`ın arşı istiva-istilâ etmesi” gibi maddî varlıklara ait sıfatların Allah hakkında kullanılmış olması, Allah`ın başka varlıklara benzedığının delili değildir. Bu kelimelerin hepsi mecazî anlamındadır. Allah`ın eli Allah`ın kudreti; Allah`ın yüzü Allah`ın zatı manasında kullanılmıştır. 5-Kıyâm Binefsihi. Her şey, kendi dışında bir varlığın yaratmasına muhtaç olduğu halde, Allah, başka bir zata ve mekana muhtaç olmadan kendi kendine vardır. Bu sıfatın zıddı olan “mutlak ihtiyaç” Allah hakkında muhal olan noksan bir sıfattır. Âlemde bulunan her varlık, yar olmasında ve varlığının devamında bir yaratıcıya muhtaçtır. Hiç bir şey kendi kendine var olmamıştır, varlığı sonradan vücûda gelmiştir. Buna mukabıl Allah`ın varlığı kendi zatı`nın gereğidir, var olmasında, kendinin dışında bir başka varlığa muhtaç değildir. Zatı düşünüldüğü zaman, vücudu da zatıyla beraber düşünülür. Ne zatı vücudundan, ne de vücudu zâtından ayrı tasavvur edilemez. Kâinatın var olması, kendinden evvel var olan, ezeli ve ebedî bir yaratıcı sayesindedir, O`da Allah`tır. Allah yaratıcıdır, diğer varlıklar ise yaratılandır. Yaratıcı, yaratılana muhtaç olamaz. “Ey insanlar! Siz, Allah`a muhtaçsınız. Allah ise -her şeyden- müstağnîdir muhtaç değil, öğünmeye lâyık olandır.” Fâtır, 35/15 “Şüphe yok ki Allah, bütün âlemlerden müstağnîdir.” el-Ankebut, 29/8. 6-Vahdâniyet. Allah`ın her yönden bir olduğunu bildiren vahdaniyet, bir kemal sıfatı olduğu için, bu sıfatın zıddı olan “birden fazla olmak, bir ortağı bulunmak”, Allah hakkında mümkün olmayan bir sıfattır. Allah birdir, ortağı ve benzeri yoktur. Bütün semayı dinlerdeki inanç esaslarının temelini “Allah`ın birliği” sıfatı oluşturur. Bu inanca “Tevhîd Akîdesi” denir. Tevhid akidesine dayanmayan hiç bir inanç, güzel is, Allah katında makbûl değildir. En son ve en mükemmel din olan Islâmiyet de bu inancı temel kabul etmiş ve bütün insanları öncelikle bu temel inanca çağırmıştır. Çünkü Allah, bütün âlemlerin, bütün varlıkların ve bütün insanların Rabb`ıdır. Her şeyi yaratan, rızkını vererek besleyen, büyüterek kemâle erdiren yalnız O`dur. O`nun ortağı, oğlu veya kızı yoktur. Doğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiç bir şey O`nun eşi ve benzeri olamamıştır. Bu inanç ile Islâmiyet insanları Allah`ın dışındaki varlıklara kul köle olmak zilletinden kurtarmış, onlara mutlak istiklâllerini iade etmiş. Allah`ın birliği fikrini zedeleyen her türlü kölelik zihniyetini yasaklamış, tabiat kuvvetlerine ibadeti, insanın insana köle ve esir olma despotluğunu ortadan kaldırmış, Allah`tan başkalarını rab edinmeyi en büyük günah ve şirk kabul etmiştir. Böylece Islâmiyet, dünyaya akıl, ruh ve ahlâk sahalarında olduğu kadar, fizikî sahada da tam bir özgürlük müjdelemiş; tevhîd akideşiyle bütün insanların tek bir mabûdu olduğunu, dolayısıyla beşeriyetin de bir ana ve babadan meydana geldiğini ifade ederek “beşer ırkında birlik” fikrini telkin etmiştir. Her müslüman Allah`ın bir olduğunu söylemeli ve bu inancını Allah`tan başkasına ibâdet etmemekle, ibadetine dolaylı olarak da olsa hiçbir şeyi veya kimseyi ortak koşmamakla ispat etmelidir. Bu noktada, sözü ile ibadetindeki birlik ruhu aynı olmalıdır. Allah`ın birliğine delil olan ayetlerden bir kısmını şöyle sıralayabiliriz a “De ki O Allah birdir. Allah Sameddir. Her şey varlığını ve varlığının devamını O`na borçludur. Her şey O`na muhtaçtır. O, hiç bir , şeye muhtaç değildir. Her şeyin başvuracağı, yardım dileyeceği tek varlık O`dur. Kendisi doğurmamıştır ve başkası tarafındandoğurulmamıştır. Hiçbirşey O`nun dengi olmamıştır.” Ihlâs, 112/1-4 . b “De ki Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapıcılar değilsiniz. Ben asla sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” Kâfirûn, 109/1-6. c “Allah`tan başka bir yaratıcı var mıdır?” Fâtır, 35/3. d “O`nunla birlikte hiçbir ilâh yoktur. Eğer olsaydı muhakkak ki her tanrı kendi yarattığını kabullenir ve korur ve mutlaka kimisi de diğerine galebe ederdi.” Mü`minun, 23/91 e “Eğer her ikisinde yer ve gökte Allah`tan başka ilâhlar olsaydı, her ikisi de harap olurdu.” el-Enbiyâ, 21/22. Allah, zatında, ilâhlığında, mabud ve yaratıcı oluşunda birdir. Ondan başka yaratıcı yoktur. Kâinatı bizzat yaratmaya, yaşatmaya, yok etmeye gücü yetmeyen bir zat Allah olamaz. Bunun içindir ki ikinci bir Allah`ın varlığına imkân yoktur. Çünkü iki Allah olduğu farzedilse, bu iki Allah`tan biri kâinatı yalnız başına yaratmaya muktedir ise, diğeri zâid-fazla olmuş olurdu. Bunun aksine, yalnız başına kâinatı yaratmaya muktedir değilse, bu durumda da acız-güçsüz olurdu. Acız ve zâit olan bir zat ise Allah olamaz. Bu nedenle Allah vardır ve birdir. Sübûtî sıfatlar -Hayat. ” Allah hayat sahibidir. ” Âli Imrân, 3/2. Bu sıfat, Allah`ın zatına vacipolan sıfatlardandır. Fakat Allah hakkında vacipolan bu sıfat, mahlûkatta görülen ve maddenin ruh ile birleşmesinden doğan geçici ve maddi bir hayat olmayıp ezelî ve ebedîdir. Allah hakkındaki vücut sıfatının kamil olması, O`nun diri olmasıyla mümkündür. Hayatın zıddı ölümdür. Ezelî olan Allah hakkında ölümü düşünmek, akla aykırıdır. Bir varlık hem ezelî, hem de ölümlü olamaz. Ilim, irade, kudret ve diğer kemâl sıfatlarını zatında bulunduran Allah`ın diri olması zaruridir. Çünkü ölünün âlim, her şeye güç yetiren, işitici, görücü olması düşünülemez. Ölüm, bir noksanlık sıfatıdır. Allah ise noksanlıklardan uzaktır. O hâlde Allah`ın hayat sahibi olduğu bir gerçektir. Bu sıfat, ancak Allah`ta ezelî ve ebedîdir. “Ölmek şanından olmayan, daima hayat sahibi olan Allah`a dayanan. ” el-Furkan, 25/58.ayeti ve benzeri ayetler Allah`ın, hayat sahibi olduğunu ifade eder. Allah Teâlâ'ya iman etmek demek, O'nun yüce varlığı hakkında vâcip ve zorunlu olan kemal ve yetkinlik sıfatlarıyla, câiz sıfatları bilip, öylece inanmak, zâtını noksan sıfatlardan yüce ve uzak tutmaktır. Allah, şanına lâyık olan bütün kemal sıfatlarıyla nitelenmiş ve noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah Teâlâ'nın sıfatlarının hepsi ezelî ve ebedî sıfatlardır. o,nun sifatları başlangıcı ve sonu yoktur. Allah'ın sıfatları, yaratıkların sıfatlarına benzemez. Her ne kadar isimlendirmede bir benzerlik varsa da Allah'ın ilmi, iradesi, hayatı, kelâmı; bizim, ilim, irade, hayat ve kelâmımıza benzemez. Biz, Allah'ın zâtını ve mahiyetini bilemediğimiz ve kavrayamadığımız için O'nu isim ve sıfatlarıyla tanırız. Kur'ân-ı Kerîm "Onu gözler idrak edemez. Fakat O, gözleri idrak eder. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır" el-Enâm 6/103 buyurarak, Allah'ın zâtını idrak etmenin, mahiyetini bilmenin imkânsız olduğunu açıklamıştır. Hz. Peygamber de bu konuda şöyle buyurmuştur "Al*lah'ın yaratıkları hakkında düşününüz. Fakat Allah'ın zâtı hakkında düşün*meyiniz. Gerçekten siz buna hiç güç yetiremezsiniz" Süyûtî, el-Câmiu's-sag¢r, I, 132; Aclûnî, Keşfü'l-hafâ, I, 311. Yüce Allah'ın varlığı zorunlu ve vâcip olan sıfatları iki gruba ayrılır Zâtî sıfatlar, sübûtî sıfatlar. Zâtî Sıfatlar Sadece Allah Teâlâ'nın zâtına mahsus olan, yaratıklarından herhangi birine verilmesi câiz ve mümkün olmayan sıfatlardır. Zât sıfatların zıtları Allah hakkında düşünülemediği, bu sebeple noksanlık, sonluluk ve eksiklik ifade eden bu özelliklerden O'nun tenzih edilmesi gerektiğinden bu sıfatlara tenzîhî sıfatlar ve selbî sıfatlar da denilmiştir. Zâtî sıfatlar şunlardır 1. Vücûd “Var olmak” demektir. Allah vardır, varlığı başkasından değil, zâtının gereğidir, varlığı zorunludur. Vücûdun zıddı olan yokluk Allah hakkında düşünülemez. 2. Kıdem “Ezelî olmak, başlangıcı olmamak” demektir. Hiçbir zaman düşünülemez ki, bu zamanda Allah henüz var olmamış olsun. Çünkü zaman denilen şeyi de O yaratmıştır. Ne kadar geriye gidersek gidelim O'nun var olmadığı bir zaman düşünülemez, bulunamaz. Allah sonradan meydana gelmiş varlık değildir. Ezelî kadîm varlıktır. Kıdem sıfatının zıddı olan sonradan olma hudûs Allah hakkında düşünülemez. 3. Beka “Varlığının sonu olmamak, ebedî olmak” demektir. Allah'ın sonu yoktur. Ezelî olanın ebedî olması da zorunludur. Bekanın zıddı olan sonu olmak fenâ Allah hakkında düşünülemez. Ne kadar ileriye gidilirse gidilsin, Allah'ın olmayacağı bir an düşünülemez. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın ezelî ve ebedî oluşu hakkında şöyle buyurulur "O, ilktir, sondur..." el-Hadîd 57/3, "...Allah'ın zâtından başka her şey yok olucudur..." el-Kasas 28/88. 4. Muhâlefetün li'l-havâdis “Sonradan olan şeylere benzememek” demektir. Allah'tan başka her varlık sonradan olmuştur. Allah, sonradan olan şeylerin hiçbirisine hiçbir yönden benzemez. Allah, kendisi hakkında bizim hatıra getirdiklerimizin de ötesinde bir varlıktır. Bu sıfatın zıddı olan, sonradan olana benzemek ve denklik müşâbehet ve mümâselet Allah hak*kında düşünülemez. Kur'an'da şöyle buyurulur "...O'nun benzeri olmak şöyle dursun benzeri gibisi dahi yoktur..." eş-Şûrâ 42/11. 5. Vahdâniyyet “Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, eşi, benzeri ve ortağının bulunmaması” demektir. Vahdâniy*yetin zıddı olan birden fazla olmak taaddüd, eşi ve ortağı bulunmak şirk, Allah hakkında düşünülmesi imkânsız olan sıfatlardandır. İslâm'a göre Al-lah'tan başka ilâh, yaratıcı, tapılacak, sığınılacak, hüküm ve otorite sahibi bir başka varlık yoktur. İhlâs ve Kâfirûn sûreleri ile Kur'an'ın pek çok âyeti Allah'ın tek ve eşsizliğini ortaya koyarken, şirki reddeder bk. el-Enbiyâ 21/22; el-İsrâ 17/42; ez-Zümer 39/4. 6. Kıyâm bi-nefsihî “Varlığı kendiliğinden olmak, var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak” demektir. Allah kendiliğinden vardır. Var olmak için bir yaratıcıya, bir yere, bir zamana, bir sebebe muhtaç değildir. Başkasına muhtaç olmak kıyâm bi-gayrihî, Allah hakkında düşünülemez. Kur'ân-ı Kerîm'de bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur "De ki O Allah birdir. O, sameddir başkasına ihtiyaç duymayandır..." el-İhlâs 112/1-2, "Ey insanlar, Allah'a muhtaç olan sizlersiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur" el-Fâtır 35/15. Sübûtî Sıfatlar Varlığı zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır. Bu sıfatlar "Allah di*ridir, irade edendir, güç yetirendir..., hayat, irade ve kudret... sıfatları vardır" gibi müsbet olumlu ifadelerle Allah'ı tanıttığı için sübûtî sıfatlar adını al-mışlardır. Sübûtî sıfatların zıtları olan özellikler Allah hakkında düşünüle*mez. Bu sıfatlar ezelî ve ebedî olup, yaratıkların sıfatları gibi sonradan mey*dana gelmiş değildir. İster hay diri, âlim bilen, kadîr güç sahibi gibi dil kuralları açısından sıfat kelimeler olsun, ister hayat, ilim, kudret gibi masdar kalıbındaki kelimeler olsun bütün sübûtî sıfatlar Allah'a verilebilir. İsimlen*dirmede bir benzerlik olsa da sübûtî sıfatlar hiçbir şekilde yaratıkların sıfat*larına benzememektedir. Çünkü Allah'ın ilmi, kudreti, iradesi... sonsuz, mutlak, ezelî ve ebedîdir, kemal ve yetkinlik ifade eder. Kullarınki ise sonlu, kayıtlı, sınırlı, sonradan yaratılmış, eksik ve yetersiz sıfatlardır. Sübûtî sıfat*lar sekiz tanedir. 1. Hayat “Diri ve canlı olmak” demektir. Yüce Allah diridir ve canlıdır. Her şeye, kuru ve ölü toprağa can veren O'dur. Ezelî ve ebedî bir hayata sahiptir. Hayat sıfatının zıddı olan “ölü olmak” memât Allah hakkında düşünülemez. Kur'an'da bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur "Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan..." el-Furkan 25/58, "Artık bütün yüzler, diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür..." Tâhâ 20/111. 2. İlim “Bilmek” demektir. Allah her şeyi bilendir. Olmuşu, olanı, ola*cağı, gelmişi, geçmişi, gizliyi, açığı bilir. Allah'ın bilgisi yaratıkların bilgisine benzemez, artmaz, eksilmez. O, her şeyi ezelî ilmiyle bilir. Allah, her şeyi olacağı için bilir. Yoksa her şey Allah bildiği için olmaz. Âlemde görülen bu güzel düzen, tertip ve şaşmaz âhenk, onun yaratıcısının engin ve sonsuz ilminin en büyük göstergesidir. İlim sıfatının zıddı olan cehl bilgisizlik, Al*lah hakkında düşünülmesi imkânsız olan bir sıfattır. İlim sıfatı ile ilgili âyet*lerden ikisinde şöyle buyurulur "O karada ve denizde ne varsa bilir. O'nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez..." el-Enâm 6/59, "Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun?..." el-Mücâdele 58/7. 3. Semi “İşitmek” demektir. Allah işiticidir. Gizli, açık, fısıltı halinde, yavaş sesle veya yüksek sesle ne söylenirse Allah işitir, duyar. Bir şeyi duyması, o anda ikinci bir şeyi işitmesine engel değildir. İşitmemek ve sağır*lık Allah hakkında düşünülemez. 4. Basar “Görmek” demektir. Yüce Allah her şeyi görücüdür. Hiçbir şey Allah'ın görmesinden gizli kalmaz. Saklı, açık, aydınlık, karanlık ne varsa Allah görür. Görmemek âmâlık Allah hakkında düşünülemez. Allah'ın işitici ve görücü olduğuna dair pek çok âyet vardır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur "Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah adaletle hükmeder. O'nu bırakıp taptıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işiten ve görendir" el-Mü'min 40/19-20. 5. İrade “Dilemek” demektir. Allah dileyicidir. Allah varlıkların konumla*rını, durumlarını ve özelliklerini belirleyen varlıktır. Allah'ın dilediği olur, dile*mediği olmaz. İrade sıfatının zıddı olan iradesizlik ve zorunda olmak îcâb bi'z*zât Allah hakkında düşünülemez. Meşîet de irade anlamına gelen bir kelime*dir. Kur'an'daki "De ki Mülkün gerçek sahibi olan Allahım, sen mülkü diledi*ğine verirsin ve mülkü dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın..." Âl-i İmrân 3/26, "Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, diledi*ğini yaratır..." eş-Şûrâ 42/49 âyetleri irade sıfatının naklî delillerindendir. 6. Kudret “Gücü yetmek” demektir. Allah sonsuz bir güç ve kudret sahi*bidir. Kudret sıfatının zıddı olan acizlik ve güç yetirememek acz, Allah hak*kında düşünülemez. O'nun kudretinin yetişemeyeceği hiçbir şey yoktur. Kâi*natta her şey Allah'ın güç ve kudretiyle olmaktadır. Yıldızlar, galaksiler, bütün uzay, canlı-cansız tüm varlıklar Allah'ın kudretinin açık delilidir. Kur'an'da Allah'ın kudreti ile ilgili olarak şöyle buyurulur "Allah gece ile gündüzü birbi*rine çeviriyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır. Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kådirdir" en-Nûr 24/44-45. 7. Kelâm “Söylemek ve konuşmak” demektir. Allah bu sıfatı ile peygamberlerine kitaplar indirmiş, bazı peygamberler ile de konuşmuştur. Ezelî olan kelâm sıfatının mahiyeti bizce bilinemez. Ses ve harflerden meydana gelmemiştir. Kelâmın zıddı olan konuşmamak ve dilsizlik, Allah hakkında düşünülemez. Allah kelâm sıfatıyla emreder, yasaklar ve haber verir. Bu sıfatla ilgili olarak Kur'an'da şöyle buyurulur "Mûsâ tayin ettiğimiz vakitte Tûr'a gelip de Rabbi onunla konuşunca Rabbim, bana kendini göster, seni göreyim dedi..." el-Arâf 7/143, "De ki Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa ve bir o kadar daha ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir" el-Kehf 18/109. 8. Tekvîn “Yaratmak, yok olanı yokluktan varlığa çıkarmak” demektir. Yüce Allah yegâne yaratıcıdır. O, ezelî ilmiyle bilip dilediği her şeyi sonsuz güç ve kudretiyle yaratmıştır. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, nimet vermek, azap etmek ve şekil vermek tekvîn sıfatının sonuçlarıdır. Bir âyette "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir" ez-Zümer 39/62 buyurulmuştur. Allah Teâlâ'nın iki türlü iradesi vardır Tekvînî İrâde. Tekvînî yapma, yaratma ile ilgili irâde; bütün yaratıkları kapsamaktadır. Bu irâde, hangi şeye yönelik gerçekleşirse, o şey derhal meydana gelir. "Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözü*müz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir" en-Nahl 16/40 anlamındaki âyette belirtilen irade bu çeşit bir iradedir. Teşrîî İrade. Teşrîî yasama ile ilgili iradeye dinî irade de denir. Yüce Allah'ın bir şeyi sevmesi ve ondan hoşnut olması, onu emretmesi demektir. Allah'ın bu mânadaki bir irade ile bir şeyi dilemiş olması, o şeyin meydana gelmesini gerekli kılmaz. "Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor irade ediyor..." en-Nahl 16/90 meâlindeki âyetteki irade bu çeşit bir iradedir. Tekvînî irade hayra da şerre de, iyiliğe de kötülüğe de yönelik olarak gerçekleştiği halde teşrîî irade, sadece hayra ve iyiliğe yönelik olarak gerçekleşir. Allah, hayrı da şerri de irade edip yaratır. Ancak O’nun şerre rızâsı yoktur, şerri emretmez ve şerden hoşlanmaz.

zati sıfatlar ile ilgili ayetler