. Coğrafya ayt konu anlatımı, coğrafya tyt konu anlatımı , coğrafya yks konu anlatımı… Merhaba arkadaşlar sizlere bu yazımızda Coğrafi Konum hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak bilgi edinebilirsiniz. Coğrafi Konum Türkiye’nin Özel Konumu ve Türkiye Üzerindeki Etkileri Türkiye’nin Matematik Konumu ve Sonuçları Bulunduğu Boylamın Türkiye Üzerindeki Etkileri 26° Doğu – 45° Doğu Türkiye’nin Bulunduğu Enlemin Etkisi Özel Tarihler Türkiye’nin Jeopolitiği Enlem Bir yerin Ekvator’a olan açısal derece, dakika ve saniye olarak uzaklığıdır. Boylam Bir yerin başlangıç meridyenine olan açısal derece, dakika ve saniye olarak uzaklığıdır. Ekinoks Gece- gündüz eşitliğidir. Oğlak Dönencesi 23° 27′ güney enlemi Yengeç Dönencesi 23° 27′ kuzey enlemi Grenwich Başlangıç meridyeni Çizgisel Hız Dünyanın her enleme göre değişen dönüş hızıdır. – Dünya üzerinde seçilmiş bir yerin matematik ve özel konumu ile jeopolitik önemini kapsar. 1. Türkiye’nin Özel Konumu ve Türkiye Üzerindeki Etkileri Bir yerin kendi özelliklerinden kaynaklanan özel konumudur. Denize yakın olmak, turizm, ticaret merkezlerine yakın olmak gibi. – Üç tarafı denizlerle çevrilidir. – Ortalama yükseltisi fazladır. Bu nedenle gerçek sıcaklıkları ile indirgenmiş sıcaklıkları arasındaki fark fazladır. – Petrol bakımından zengin ülkelere komşudur. – Ekonomik bakımdan zengin Avrupa ülkelerine yakındır. – Önemli boğazlara ve ticaret yollarına sahiptir. – Yerşekilleri çeşitlidir. Aynı anda 4 mevsim özellikleri birden yaşanabilir. – Yeraltı ve yerüstü kaynakları zengindir ve çeşitlidir. – Üç kıtayı birbirine bağlayan köprü konumundadır. – Uluslararası farklı kuruluşların üyesidir. – Farklı iklim özellikleri bir arada görülür 2. Türkiye’nin Matematik Konumu ve Sonuçları Dünya üzerindeki bir noktanın enlem ve boylam dereceleriyle yerinin belirlenmesine o yerin matematiksel konumu denir. – Türkiye Ekvator’un kuzeyindeki 36° kuzey ve 42° kuzey paralleri ile başlangıç meridyeninin doğusundaki 26° doğu ve 45 °doğu meridyenleri arasında yer alır. – Türkiye’nin Dünya üzerindeki yerini belirleyebilmej için de Dünya’yı enine ve boyuna kesen hayali çizgilere ihtiyaç vardır. Bunlar paralel ve meridyenlerdir. Paraleller Meridyenlere dikey ekvator’a paralel uzandığı varsayılan hayali çizgilerdir. – Başlangıç paraleli ve en uzun paralel dairesi EKVATOR dur. – Toplam 180 tanedir. 90/ — 90/ – İki paralel arası mesafe 111 km’ zaman aynıdır. – 42-36 = 6 paralel — 6*111= 666 km Türkiye’nin en kuzeyi ile en güneyi arasındaki kuş uçumu uzaklık. Meridyenler Kutuplardan geçen paralellere dikey olarak uzandığı var sayılan hayali çizgilerdir. – Başlangıç Meridyeni GREENWİCH’dir. – İki meridyen arasında 4 dakikalık bir zaman farkı vardır. 45 – 26 = 19 / 19*4 = 76 Dakika. Türkiye’nin en doğusu ile en batısı arasında 76 dakikalık bir zaman farkı vardır. – Toplam 360 tane meridyen dairesi tanesi — 180 tanesi yer yer almasından dolayı Yerel saati başlangıç meridyeninden daima ilerdedir. – Meridyenlerin boyları birbirlerine eşittir. – Meridyenler arası mesafe yalnızca Ekvator’da 111 km’ doğru gidildikçe mesafe daralır. 3. Bulunduğu Boylamın Türkiye Üzerindeki Etkileri 26° Doğu – 45° Doğu Boylam, herhangi bir yerin başlandıç meridyenine uzaklığının açı cinsinden değeridir. Türkiye 26° doğu boylamı ile 45° doğu boylamı arasında yer alır. – Aynı boylam üzerinde iki noktanın yerel saatleri her zaman aynıdır. – Öğle vakitleri yani güneşin tepe noktasına ulaştığı an her zaman aynıdır. – 21 Mart ve 23 Eylül’de güneşin doğuşu ve batışı aynıdır. Türkiye’nin boylam etkisine bağlı olarak – Ulusal saati başlangıç meridyeni saatinden ileridir. – Doğu’daki noktalarında yerel saat ileridir. – Doğusu ile batısı arasında 76 dakikalık yerel saat farkı vardır. 4. Türkiye’nin Bulunduğu Enlemin Etkisi Enlem, bir yerin ekvator’a olan açısal uzaklığıdır. Türkiye 36° kuzey ve 42° kuzey enlemleri arasında yer alır. Bunun sonucunda; 1. Kuzey Yarım Küre’de yer aldığı için – Güneyden kuzeye doğru gidildikçe , – Güneş ışınlarının yere değme açısı küçülür. – Sıcaklık azalır. – Buharlaşma ve denizlerin tuzluluk oranı azalır. – Gölge boyu uzar. – Çizgisel hız azalır. – Gece ile gündüz arası zaman farkı artar. – Güneyden gelen rüzgarlar sıcaklığı artırır, kuzeyden gelen rüzgarlar ise sıcaklığı azaltır. – En uzun gündüz 21 Haziren, en uzun gece 21 Aralıkta yaşanır. – 21 Haziranda yaz mevsimi, 21 Aralık’ta is kış mevsimi başlar. – Gölge boyunun en uzun olduğu tarih 21 Aralık en kısa olduğu tarih ise 21 Haziran’dır. – Güneyden kuzeye gidildikçe kalıcı kar sınırı azalır. – Güneyden kuzeye gidildikçe orman, yerleşme ve tarım üst sınırı azalır. 2. Dönenceler dışında yer aldığı için – Güneş ışınları hiçbir zaman dik düşmez. – Gölge boyu hiçbir zaman sıfır olmaz. – Gölge yönü genel olarak kuzeydir. 3. Orta kuşakta yer aldığı için Dört mevsim belirgin olarak yaşanır. Yıllık sıcaklık farkı fazladır. Akdeniz iklim kuşağındadır, maki bitki örtüsü görülür. Batı rüzgârları kuşağındadır. Cephe yağışları görülür. Orta kuşağın güney 1. Orta Kuşakta yer alır. Bu nedenle; – Dört mevsim belirgin olarak yaşanır. – Yıllık sıcaklık farkı fazladır. – Akdeniz iklim kuşağındadır, maki bitki örtüsü görülür. – Batı rüzgârları kuşağındadır. – Cephe yağışları görülür. – Orta kuşağın güneyinde olması nedeniyle buzul şekilleri azdır. 5. Özel Tarihler 21 Haziran – Yaz mevsimi başlangıç tarihidir. – Yıl içinde güneş ışınları en büyük açıyla gelir. – Yıl içinde yaşanan en uzun gündüzdür. – Türkiye’de güneyden kuzeye gidildikçe gündüzler uzar. – Bu tarihe kadar Türkiye’de gündüzler uzarken bu tarihten sonra gündüzler kısalmaya başlar. – Yıl içinde en kısa gölge boyu oluşur. 21 Aralık – Güneş ışınları Oğlak Dönencesine dik açıyla düşer. – Güney Yarım Küre’de yaz mevsimi, Kuzey Yarım Küre’de kış mevsimi başlar. – Güney Yarım Küre’de en uzun gündüz, en kısa gece yaşanırken Kuzey Yarım Küre’de en kısa gündüz, en uzun gece yaşanır. – Güneye doğru gidildikçe gündüz süresi uzar, güney kutup dairesinden itibaren gündüz süresi 24 saate ulaşır. 21 Mart – 23 Eylül – 2 Mart’ta ilkbahar, 23 Eylül’de sonbahar başlar. – Güneş ışınları aynı açıyla düşer. – Her yerde gece gündüz eşittir. – Aynı meridyen üzerindeki noktalarda güneş aynı anda doğup aynı anda batar. – Sabit bir noktadaki cismin bu tarihlerdeki gölge boyu eşittir. 6. Türkiye’nin Jeopolitiği Ülkelerin uluslararası platformda yürüttükleri siyaseti belirleyen en önemli faktör coğrafi özellikleridir. Ülkelerin coğrafi özellikleri ile siyasetleri arasındaki ilişkiler jeopolitik konumu oluştur. Bu karşılıklı etkileşime dayalı ilişkileri, siyasi coğrafyanın bir kolu olan jeopolitik inceler. Jeopolitik, ülkelerin dış siyasetini; uluslararası arenada gücünü ve yerini belirleyen en önemli unsurdur. Jeopolitik konumda etkili olan unsurları üç başlıkta toplayabiliriz. Bunlar; – Değişen unsunlar, – Değişmeyen unsurlar, – Zamandır. Türkiye’nin Jeopolitik Geçmişi – Anadolu, medeniyetlerin beşiği olarak adlandırılan bir bölgedir. Bizans, Türkiye Selçuklu ve Osmanlı Devleti büyük devletlerin başkentleri hep bu topraklarda olmuştur. Hititler gibi nice ülkeler yaklaşık yıl evvel medeniyetin ilk adımlarını buralarda atmışlardır. Dünyanın ilk yerleşim yeri olan “Göbekli Tepe” Türkiye’dedir. – İstanbul, dünyanın en büyük; aynı zamanda gerek tarihi, gerek kültürü, gerek nüfusu, gerek de ekonomisi ile dünyanın en güzel ve en önemli olarak nitelendirilen şehirlerinden bir tanesidir. Bunu Bizans’a başkentlik yaptığı için Avrupa tarafından kutsal kabul edilip, her yıl tonla turist çekmesinden anlayabiliriz. – Çanakkale ve İstanbul Boğazları; Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağladığı için ciddi bir öneme sahip sayılı geçiş noktalarıdır. Buralar tüm dünyanın sahip olmak istediği, savaşlara sebep olmuş ve Türkiye’nin jeopolitik önemi konusunda önemli faktörlerdir. Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi meşhur müzeleri gezen bir insan, on beş bin yıllık Anadolu tarihini en derinden yaşayacaktır. Günümüzde Türkiye’nin Jeopolitik Konumu Türkiye bulunduğu konum içinde komşu ve bölge ülkeleri için barış, demokrasi, istikrar, hoşgörü örneği olmayı başarmıştır. Çevre ülkere değerlerini yansıtarak her konuda iyi niyetli ve yoğun bir çaba içinde olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti; – Petrol rezervlerinin zengin olduğu Orta Doğu ve Hazar Havzası ile mühim deniz taşımacılığı yollarının kavşağında bulunan Akdeniz Havzası içinde bulunmaktadır. – SSCB Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Yugoslavya’nın dağılması ile birlikte yapısal anlamda başkalaşım geçiren Balkanlar, dünyanın kanayan yaraları olarak isimlendirilen Kafkasya ve Orta Doğu, arayışlar içinde olan Orta Asya ve dünya ticaretinin 1/4’üne sahip Avrupa’dan oluşan coğrafyanın merkezinde bulunmaktadır. – Kafkasya ve Orta Asya’daki petrol ve doğal gazın batıya ulaştırılması için belirlenen güzergâhlardan en önemlisi üzerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla Türkiye, doğu – batı ve kuzey – güney eksenli enerji güzergâhlan üzerinde güvenilir ve istikrarlı bir ülkedir. – Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle birçok farklı siyasi, askeri, ekonomik ve ticari küresel ve bölgesel ölçekli kuruluşlara üyedir. İçindekiler1 Kısaca coğrafi konum nedir?2 Coğrafi konum nedir ve kaça ayrılır?3 1 coğrafi konum nedir?4 Türkiye’nin coğrafi konumu nedir?5 9 sınıf coğrafi konum nedir?6 Coğrafi konum nasil bulunur?7 Bir yerin coğrafi konumu nasıl bulunur?8 Türkiye’nin mutlak ve göreceli konumu nedir?Kısaca coğrafi konum nedir?Coğrafi konum bir yapı ve etmenin bulunduğu yerin paralel, meridyen gibi ölçü birimleri ile gösterilmesi ve yerinin belirlenmesidir. Herhangi bir noktanın Dünya üzerinde kapladığı alan olarak da konum nedir ve kaça ayrılır?Coğrafi konum türleri ikiye ayrılmaktadır matematiksel konum ve özel konum. Matematiksel konum, bir noktanın enlem ve boylamına göre bulunarak coğrafi konum nedir?Coğrafi Konum Coğrafya Terimi Olarak Coğrafi Konum 1– Bir ülkenin, bir bölgenin veya noktanın Dünya üzerinde bulunduğu yere Coğrafi Konum Konum 1.”Matematik Konum”, 2.”Özel Konum” olmak üzere ikiye ayrılır. 2- Herhangi bir noktanın dünya üzerinde kapladığı alana coğrafi konum coğrafi konumu nedir?Türkiye 36° – 42° Kuzey paralelleri, 26° – 45° Doğu meridyenleri arasında yer almaktadır. Ekvator'un Kuzeyinde ve Greenwich'in Doğusunda bulunmaktadır. Dört mevsimin belirgin yaşandığı bir ülkedir, ılıman kuşakta yer sınıf coğrafi konum nedir?Herhangi bir noktanın dünya üzerinde kapladığı alana coğrafi konum denir. Özel ve matematik konum olmak üzere ikiye ayrılır. Bir ülkenin coğrafi konumu , o ülkenin tabii, beşeri ve ekonomik özelliklerini çok yönlü konum nasil bulunur?Bir yerin koordinatlarını almaBilgisayarınızda Google Haritalar'ı yeri veya alanı sağ tıklayın. Bu işlemle bir pop-up pencere görüntülenir. Enlem ve boylamı en üstte ondalık biçimde otomatik olarak kopyalamak için enlemi ve boylamı sol yerin coğrafi konumu nasıl bulunur?Bir yerin koordinatlarını almaBilgisayarınızda Google Haritalar'ı yeri veya alanı sağ tıklayın. Bu işlemle bir pop-up pencere görüntülenir. Enlem ve boylamı en üstte ondalık biçimde otomatik olarak kopyalamak için enlemi ve boylamı sol mutlak ve göreceli konumu nedir?Ülkemizin mutlak konumu 36-42 derece kuzey paralelleri ile 26-45 derece doğu meridyenleri arasında kalan bölgede bulunur. Bunun anlamı Türkiye, Greenwich baz alınarak doğu yarım küre içerisinde yer almaktadır. Ekvator baz alınarak da Kuzey Yarım Küre'de bulunur. Anadolu’nun Coğrafi Konumu Nedir Kayitsiz Üye anadolu’nun coğrafi konumu nedir kısaca bilgi lazım—> Anadolu’nun coğrafi konumu nedir Hayat… Doğu Anadolu Bölgesi Coğrafi Konumu Doğu Anadolu Bölgesi, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Bölge, Ana-dolu’nun doğu kesiminde önemli bir alan kapladığından bu adla anılır. Doğuda Ağrı Dağı’ndan batıda Uzunyayla’ya, kuzeyde Doğu Karadeniz Sıradağlarının iç sıralarından güneyde Güneydoğu Toroslar’a kadar uzanır. Bir üçgeni andıran bölge, coğrafi bölgelerimiz arasında en büyüğüdür. km²’lik yüzölçümüyle Türkiye’nin yüzde 21 ini kaplar. Kars, Ağrı, Van, Hakkâri, Muş, Bingöl, Elazığ ve Tunceli illerinin tümü bölge sınırları içindedir. Bitlis ve Malatya illerinin bazı küçük bölümleri Güneydoğu Anadolu Böl-gesi’ne, Erzurum ve Erzincan illerinin bazı bölümleri de Karadeniz Bölgesi’ne taşar. Merkezleri komşu illerde yer alan Siirt, Di-yarbakır, Adıyaman, Kahramanmaraş, Kay-seri ve Sivas illerinin de bazı bölümleri Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde kalır. Doğu Anadolu Bölgesi, Erzurum-Kars, Yukarı Mu-rat-Van, Hakkâri ve Yukarı Fırat bölümleri-ne ayrılır. Nüfusu oldukça seyrek olan Doğu Anadolu Bölgesi’nde 1985 nüfus sayımı sonuçlarına göre 5,7 milyon kişi yaşıyordu. Bölgede km²’ye düşen 35 kişilik nüfus yoğunluğu, Türkiye ortalamasının çok altındadır. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 11’ini oluşturan bölge nüfusunun ancak yüzde 30’a yakın bir bölümü 10 binden çok nüfuslu kentlerde yaşar. Yalnızca Erzurum ve Malatya’nın nü-fusları 200 bini aşar. Güney Doğu Anadolu Bölgesi Coğrafi Konumu Güneydoğu Anadolu Bölgesi Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden en küçük olanı. Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, Doğu Anadolu Bölgesi’nin güneyinde, Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda ve İran’ın batısında yer alır. Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri. Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgeleri ile komşu olan Güneydoğu Anadolu, yüzölçümü bakımından en küçük bölgedir. Yüzölçümü km2 olup, Türkiye’nin % 7,5’ini kaplar. Suriye ve Irak’la sınırı vardır. Doğu Anadolu bölgesiyle olan sınırını, bir yay gibi uzanan Güneydoğu Torosların güney etekleri meydana getirir. Bölge, Akdeniz bölgesinden Gaziantep Platosu ile ayrılır. Suriye sınırı Kilis’in hemen güneydoğusundan başlayıp demiryolu hattı boyunca Dicle’ye kadar devam eder. Dicle’ye doğudan katılan Habur Suyu, Irak sınırını meydana getirir. Diğer bölgelerde olduğu gibi Güneydoğu Anadolu bölgesinde de il sınırları ile bölge sınırları üst üste gelmez. Mardin ilinin tamâmı ile çok küçük bâzı kesimi dışında Şanlıurfa’nın tamâmı bölge içinde kalır. Kulp, Lice, Çermik ve Cüngüş ilçeleri Doğu Anadolu bölgesinde kalan Diyarbakır ilinin büyük kesimi, Siirt ilinin Eruh, Pervari ve Şirvan ilçeleri dışındaki büyük bölümü; Adıyaman ilinin Gerger ve Çelik ilçeleri dışındaki bölümü; Batman’ın Sason ilçesi dışındaki kesimi; Şırnak ilinin Beytüşşebap, Uludere ilçeleri dışındaki kesimi Güney Anadolu bölgesinde kalır. Gaziantep ilinin Kilis, Nurdağı ve İslahiye; Kahramanmaraş’ın PazarcıkÇermikFırat bölümlerine ayırır. İç Anadolu Bölgesi Coğrafi Konumu Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Güneydoğu Ana*dolu dışında Türkiye’nin tüm bölgelerine komşu olan bölge adını Anadolu’daki konu*mundan alır. Doğuda Uzunyayla’dan batıda İçbatı Ana*dolu eşik alanına kadar uzanan İç Anadolu kapladığı alan bakımın*dan Doğu Anadolu’dan sonra ülkemizin en büyük ikinci bölgesidir. İç Anadolu Bölgesi’ nin doğal sınırları kuzeyde Kuzey Anadolu Dağlan’nın en içteki sıralarının güney etekle*rinden güneyde ise Toroslar’ın kuzeye bakan yamaçlarından geçer. Kuzeyde Karadeniz doğuda Doğu Anadolu güneyde Akdeniz batıda da Ege bölgelerine komşu olan İç Anadolu Bölgesi kuzeybatısında yer alan Marmara Bölgesi ile de komşu olmakla birlik*te bu bölgeyle sınırı çok kısadır. Bu sınırlar içinde yaklaşık km2’lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yüzde 19’unu kaplar. Tümüyle bölge sınırları içinde kalan iller Aksaray 1989’da il olmuştur Kırıkkale Kırşehir ve Nevşehir’dir. Merkezleri İç Ana*dolu Bölgesi’nde yer alan Sivas ilinin kuzey*doğu kesimi Karadeniz Bölgesi’ne doğu ve güneydoğu kesimi Doğu Anadolu Bölgesi’ne Kayseri ilinin bazı toprakları Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerine Niğde Karaman ve Konya illerinin bazı kesimleri Akdeniz Bölge*si’ne Eskişehir ilinin bazı toprakları Ege ve Karadeniz bölgelerine Ankara Çankırı ve Yozgat illerinin bazı kesimleri de Karadeniz Bölgesi’ne taşar. Çorum ilinin yaklaşık yarısı İç Anadolu Bölgesi sınırları içindedir. Mer*kezleri komşu bölgelerde olan Afyonkarahi-sar ve Tokat illerinin bazı toprakları da İç Anadolu Bölgesi’ne girer. İç Anadolu Bölge*si Yukarı Kızılırmak Orta Kızılırmak Kon*ya ve Yukarı Sakarya bölümlerine 1985’te yapılan son sayım sonuçlarına göre bölge nüfusu yaklaşık 85 milyon kişidir. Bölge halkının yüzde 60’a yakını 10 binden çok nüfuslu 56 kentte yaşar. İç Anadolu Bölgesi’nin en büyük kenti 2 milyonu aşan nüfusuyla başkent Ankara’dır. Bundan başka nüfusu 100-500 bin arasında beş 50-100 bin arasında yedi 10-50 bin arasında da 43 kent vardır. Bölgenin öbür başlıca kentleri Konya Kayseri Eskişehir Kırıkkale Sivas ve Aksa*ray’dır. Cevap Anadolu’nun coğrafi konumu nedir Kayıtsız Üye teşekkürler ..çok işime yarayacak.. Kayıtsız Üye Bnm icin biraz uzun olmus bn kisa ariyordum Kayıtsız Üye işime yaradı çok güzel olmuş saolun Türkiye, resmi adıyla Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtaları arasında, kuşbakışı görünümü kabaca doğu-batı doğrultusunda bir dikdörtgeni andıran Anadolu platosu ve Trakya yarımadası üzerinde kurulmuştur. Akdeniz, Karadeniz, bu iki denizi Boğazlar vasıtasıyla birbirine bağlayan Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Eski çağın başlıca uygarlık alanları olan Akdeniz dünyası, Balkanlar, Ortadoğu ve Uzakdoğu göç ve ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan Türkiye coğrafyası pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkiye, rejimi demokrasi olan bir cumhuriyettir. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonunda 20. yüzyıl başında yıkılmasından sonra, 1923 yılında Türk Kurtuluş Savaşı ile, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuştur. Türkiye, Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler arasında en gelişmiş ve modern ülke haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik sosyal bir hukuk devletidir. Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi ve İslam Konferansı Örgütü Türkiye'nin üye olduğu uluslararası örgütlerdendir. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır. 'Türkiye' kelimesi Bilimadamları ve araştırmacılar Türkiye kelimesinin İtalyancadan geldiğini kabul ederler. Prof. Dr. İlber Ortaylı bir makalesinde Cenevizlı ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, Türkiye'yi Turchia ve Turmenia olarak tanımladıklarını belirtir. Ayrıca, Türkiye adı ilk defa 1190'da bir yazılı kaynakta, haçlı seferi vekayinamesinde geçmektedir. Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ise Turchia tanımını çok daha gerilere götürür ve Turchia tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der "Bu tabir 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga nehrinden Orta Avrupaya kadar uzanan saha için kullanılmıştır." Bu kulanımın Kafkasya bölgesinde Hazar Kağanlığı için Doğu Türkiyesi, Arpad hanedanının kurduğu Macar Devleti için Batı Türkiyesi şeklinde olduğunu ve aynı tabirin 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığını belirtir. Tarihte 13-14. Mısır Memlükleri de Türkiye adını kullanmışlardı ed-devletüt Türkiya 1250-1387. Batılar, Turchia halkına hiçbir zaman Türkiyeli demeyip, TürkTurc demişlerdir. Osmanlı devletinde, 19. yüzyıla kadar Türkiye adı kullanılmadı, devleti Osmaniye, Memaliki Şahane, Diyarı Rum adları kullanıldı. Daha sonra, Genç Osmanlılar arasında Osmaniye yerine Türkistan, Türkeli, Türkili gibi adlar önerildiyse de, Orta Asya'da Türkistan adlı bir devlet olduğundan bu benimsenmedi. Anayasada 1921 Türkiye adı yazıldı ve 1923'de Türkiye adı resmi olarak kabul edildi. Politik hayat 9 Eylül 1923`te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olan Cumhuriyet Halk Partisi CHP, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisidir. Merkez kanatta yer alır. Başlangıçta adı "Halk Fırkası" olan parti 1924 yılındaki kurultayda adını "Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirdi. 1927 yılında "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", ve "Laiklik" ilkelerini tüzüğüne ekledi. 1935 yılındaki kurultayda daha önceki dört ilkeye "Devletçilik" ve '"Devrimcilik" ilkeleri de eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı ve partinin adı "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu. Türkiye'deki tek parti yönetiminin, bugünkü anlayış ve tanım çerçevesinde bir demokrasi olmadığı çok açıktır ancak o günlerin koşullarında tek partili cumhuriyet insan haklarına saygı ve özgürlük kriterleri açısından benzersiz bir yerdedir. Doğu ve Orta Avrupa sağ ve sol diktatörlerin baskısı altında idi. Almanya'da Hitler İtalya'da Mussolini, İspanya'da Franko'nun faşist yönetimleri vardı. Fransa, Belçika ve İsviçre'de kadınlar en temel insan haklarından biri olan siyasal haklardan yoksun bulunuyorlardı. Yani nüfusun yarısını oluşturan kadınların seçme ve seçilme özgürlükleri yoktu. Tek parti yönetimindeki demokrasi uygulamaları bu perspektif içinde değerlendirildiğinde ve o günün dünyası incelendiğinde bu kriterler açısından bir sıralama yaparsak Türkiye özgürlükçü tarafta yer almaktadır. II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. Basında ve mecliste çok partili siyasal sistemi savunan bir anlayış oluştu. Buna CHP genel başkanı ve cumhurbaşkanı İsmet İnönü de yaptığı konuşmalarla destek verdi. Devlet biçimi Türkiye'nin devlet biçimi cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal önderliğinde 1923'te kurulmuştur. Resmi dili Türkçe'dir. Laik,demokratik,sosyal bir hukuk devleti yönetim anlayışı vardır. Kuvvetler ayrımı esası vardır. Yasama işlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütme işlerini Hükümet, yargı işlerini ise bağımsız mahkemeler yapar. Türkiye'de 1923'te cumhuriyetin ilanı ile devlet başkanı cumhurbaşkanı sıfatını almıştır. Cumhurbaşkanı devletin başı ve başkomutandır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM Kuruluş 23 Nisan 1920. Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. Halk tarafından her 4 yılda bir yapılan seçimler ile belirlenen milletvekilleri TBMM çatısı altında yasama görevini yerine getirmek üzere kanunları belirler. TBMM ye 550 milletvekili seçilmektedir. Başbakan, Türkiye Cumhuriyeti'nde yürütmenin başıdır. Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder. Hükümeti ve icraatlarını yönetir. Türkiye Cumhuriyeti'nde her 5 yılda bir genel seçimle oluşan Meclis tarafından Başbakan, 5 yıl süre ile seçilir. Türkiye ve Avrupa Birliği DP, 31 temmuz 1959'da AET'ye ortak üye olmak için topluluk konseyine başvurdu. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve Menderes, Zorlu, Polatkan'ın idamları üzerine Fransa cumhurbaşkanı De Gaulle, Türkiye'nin üyeliğinin dondurulmasını istemiştir. AT ile görüşmeler Eylül 1959-Ekim 1960'da istişari olarak başladı. Askeri darbe yüzünden görüşmeler 1960'a kadar kesildi. Türkiye, gümrük birliği hedefiyle görüşmelerde yer aldı. 1963'e kadar görüşmeler yapıldı. 12 Eylül 1963'de Ankara Anlaşması imzalandı, gümrük birliğine dayalı ve ortak üye olan Türkiye'nin tam üyeliğini amaçlayan anlaşma idi. 22 Temmuz 1970'de Katma Protokol imzalandı. Türkiye 25 Aralık 1976'da tek taraflı kararla bütün yükümlülüklerini dondurdu. 21 Eylül 1979'da iki taraf, ilişkileri 5 yıllığına dondurdu. 6 Şubat 1980'de dışişleri bakanı Hayrettin Erkmen, Türkiye'nin tam üyelik için başvuruda bulunacağını açıkladı. Ancak, 12 Eylül 1980'deki askeri darbe ile ilişkiler 6 yıl daha donduruldu. Türk parlamenterlerin üyelikleri düşürüldü. Avrupa, Türkiye'den demokrasiye dönüş takvimi uygulamasını istedi. 1986'da ilişkiler tekrar başlatıldı. 1987'de uyum anlaşması yapıldı. 18 Aralık 1989'da AT Komisyonu türkiye'nin tam üyelik başvurusu hakkındaki görüşünü açıklamış, topluluğun 1992'den önce yeni üye kabul etmeyeceğini belirtmiştir. 21 Ocak 1992'de iki taraf arasında teknik işbirliği programı imzalandı. 21 Ocak 1992'de çalışma programı Ankara'da imzalandı. 6 Mart 1995'de ortaklık konseyi kararında AB'ye Türkiye'nin gümrük birliği temelinde katılması AP'nin onay sürecine bağlandı. 2003 yılında Türkiye ile üyelik görüşmeleri başladı, ancak ucu açıklık ve hazmetme kapasitesi şartları konuldu, üyelik müzakere başlıkları 2005'de donduruldu. Papa ve Fransa, Almanya gibi kurucu üyelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye girmesinin imkansızlığını açıkladılar. Kıbrıs Barış Harekatı Kıbrıs Barış Harekatı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askeri harekatın adıdır. 1571’de Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ta yer aldı. Daha önce Ada’da Venedikliler egemendiler. Osmanlı yönetimi, Venedikliler’in elindeki mülkü Rum Ortodoks Kilisesi’ne aktardı. Kiliseye geniş yetkiler verdi. Böylece Rum Kilisesi’ne ve toplumuna güç geldi. Giderek bu güç Türkiye’den gelip yerleşen Türkler’e karşı kullanılacaktı. 1878’de Rusya karşısında zor durumda kalan Osmanlı, Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak İngiltere’ye verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda da İngiltere, Kıbrıs’a el koydu. 1950’lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslararası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rumlar böyle bir Ortak Devlet’e razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; anlaşmaları, uluslararası anlaşmaları çiğneyerek ve Anayasayı çiğneyerek ve soykırımla Türkler’e saldırılarda bulunarak, Rumlar, 1963 yılında Ortak Devlet’i yıktılar. Kıbrıs Barış Harekatı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askeri harekatın adıdır. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 5 Temmuz 1974'te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanlarının çalışmalarına başladığı ve 30 Temmuz'da sona eren I. Cenevre Konferansı konferansında Türk tarafının kabul edilen isteklerinin Kıbrıs Nikos Sampson Hükumeti tarafından uygulanmaması sonucu, adada gelişmelerin kötüye gitmesi sebebi ile Kıbrıs Barış Harekatı emrini vermiş ve Kıbrıs işgal edilmiştir. Türk Ulusu Atatürk; Türk Ulusunu "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı'na Türk Ulusu denir" şeklinde açıklamaktadır. Bugünkü Türk ulusunun temelleri, 20. yüzyılda gerileyen ve toprak kaybeden Osmanlı'nın kendini tanımlamasıyla ortaya çıkmıştır. 1912-13 yılında kaybedilen Balkan Savaşları sonunda Balkanlar'dan Anadolu'ya göçenlerle Türklük şuurunun gelişmesi, Türk ulusu'nun oluşmasında ilk olgudur. 1915'deki Çanakkale Savaşı ile de bugünkü Türk ulusunun karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı Türk ulusu'nun ne olduğunu özetleyen ikinci olgudur. Çanakkale'den sonra Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması "Türk ulusu"nun tanımlanmasında üçüncü olgudur. Amerikalı Türkolog Carter V. Findley, Dünya Tarihinde Türkler adlı eserinde, bugünkü Anadolu Türkleri'ni; Orta Asya steplerinde başlayan ve Ankara'da son bulan bir otobüs yolculuğuna benzetir. Otobüs Ankara'ya gelene kadar pekçok ara durakta durmuş ve bu ara duraklarda yolcuların kimileri inmiş ya da bazı yeni yolcular binmiş. Bu duraklarda Türkler pekçok kültürel etkileşime girmişler, yeni dinler tanımışlar fakat en önemli mirasları olan Türkçe'yi korumayı başarabilmişlerdir. Türkçe, Anadolu Türklerinin ve ulusunun anlamlandırılmasında temel etkenlerin başında gelmektedir. İkincisi otobüs pekçok durakta durmuş olsa da Orta Asya'da kurulan medeniyetin getirdiği sağlam kültürel birikim ve miras, kimliklerini korumak için dayanak olmuştur. Türk ulusunun temel yapı taşını "Orta Asya Türk kültürü" oluşturur. Bunun yanında Anadolu'dan kaynaklanan medeniyetler ile İslamın getirdiği medeniyetler de Türk ulusu içinde kendine yer edinmiştir. Sanıldığı aksine Türk ulusçuluğu, dünya'da en son gelişen "ulusçuluk hareketleri"nden birisidir. Türk milliyetçiliği Balkanlardaki ayrışmalar sonucunda ancak 20. yüzyılda kendini tanımlamaya başlamıştır. Türk edebiyatında, Türk tiyatrosunda, Türk sanat eserlerinde Batı'da olduğu gibi aşırı milliyetçi duygular, yapılanmalar görülmez. Osmanlı'dan gelen paylaşma sentezi ön plandadır. Irkçılık veya herhangi bir unsurun diğerlerine baskı yapması anayasanın kesin hükümleriyle yasaklanmış olduğu gibi, halkta da, pek çok Batı toplumunun aksine, ırkçılık eğilimi ve alışkanlığı bulunmaz. Türkiye'de yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır. Türk milleti ve devleti ayrılmaz bir bütündür. Herkesin etnik kimliğine saygı duyulur. Nüfus Türkiye'nin 2007 yılı tahmini nüfusu 75 milyondur. Kuruluş döneminde Balkan ağırlıklı olan nüfus, Anadolu vilayetlerindeki yüksek nüfus artışı nedeniyle 1980'lerden sonra Anadolu ağırlıklı olmuştur. 1985 sayımına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10'u Trakya, yüzde 13,1'i Karadeniz, yüzde 19,4'ü Marmara ve Ege, yüzde 9,2'si Akdeniz, yüzde 7'si Batı Anadolu, yüzde 24,1'i İç Anadolu, yüzde 4,8'i Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve yüzde 12,4'ü Doğu Anadolu'da yaşamaktadır. Nüfusun yüzde 33'ü kırsal, yüzde 67'si kentsel alanlarda bulunur. Yaşlara göre nüfus oranı 2006 0-14 yaş arası %25,5 erkek - kız 15-64 yaş arası %67,7 erkek - kadın 65 yaş ve üstü %6,8 erkek - kadın Yaş ortalaması Toplamda 28,1 yaş Erkek 27,9 yaş Kadın 28,3 yaş Nüfus Artışı %1,06 2006 Türkiye'nin en büyük nüfusuna sahip kentleri sırayla İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Mersin , Adana, Samsun, Kayseri,Manisa, Antalya,Diyarbakır ve Trabzon'dur Din Türkiye laik bir ülke olduğundan din ve devlet işleri ayrılmıştır. Dini veya etnik isimli siyasi parti kurulması anayasaya göre yasaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin devlet kontrolü dışında yürütülemeyeceği kanaatine varılarak, devlet tarafından denetlenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Buna dayanarak 3 Mart 1924 tarihinde Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Bu teşkilat bireylere din hizmetini sağlamak ve camii gibi Müslüman ibadet yerlerini yönetmekle görevlidir. Süleymaniye Camii-İstanbulDini inanç veya inanmama, dinii kuralları şahıs olarak uygulama veya uygulamama özgürlüğü anayasa'nın korumasındadır. 1923'ten önce geçerli olan dinii kanunlar tamamen geçerlilikten kaldırılmıştır. Osmanlı Devletinde resmi aidiyet unsuru olan 'Müslüman' kavramı 1923'ten bu yana kullanılmaz, bu aidiyetin yerine, ulusal aidiyet olan 'Türk' kavramı gelmiştir. Toplam nüfusun çok küçük %0,2'den az bir oranını Gayrimüslimler oluşturur. Bunlar Ermeni Gregoryen, Musevi, Süryani, Rum Ortodoks ve yaklaşık diğer çeşitli din ve mezheplerden insanlardır Katolik, Arap Ortodoks, Keldani, vs. Türkiye'deki Rum Ortodoks, Gayrimüslim nufusun büyük bir kısmı, Lozan Antlaşması gereği Yunanistan'a göç etmiştir. Batı Trakya'da yaşayan Müslümanlar ile İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'da yaşayan Rumlar mübadele dışında bırakılmıştır. Balkanlar'da ve Kafkaslar'da yaşayan Müslüman ahali Sırp ve Rus Çarlığı orduları tarafından Türkiye'ye sürüldü. Bugünkü Yunanistan nüfusunun yaklaşık yarısını, Anadolu'dan giden Rumlar oluştururlar. Bu göç edenlerin bir kısmını da hiç Rumca bilmeyen fakat Türkçeyi Yunan alfabesiyle yazan hıristiyanlaşmış Selçuklular yani Türkler Karamanlılar adı verilirdi. Dil Türkiye'nin resmi dili Türkçedir. Bugün Türkiye Türkçesi nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır. Bölgelere göre birçok farklı şivesi kullanılmakta olup belli bir eğitim seviyesine ulaşanlar İstanbul ağzını tercih etmektedirler. Tüm halkın iletişimini sağlayan ve hem resmi dil hem de eğitim dili olan Türkçenin yanında gündelik hayatta başka diller de konuşulmaktadır. Bunlar Abazaca,Arnavutça,Boşnakça Marmara bölgesi'nde ve İç Anadolu'da; Lazca, Gürcüce Karadeniz'de; Kurmanca, Zazaca ve Arapça gibi diller Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde kullanılmaktadır. Çok az sayıda olmalarına rağmen resmen azınlık durumunda bulunan Rumlar, Ermeniler'in bir kısmı ve Museviler'in küçük bir kısmı gündelik hayatta kendi dillerini yapılan araştırmalara göre Türkçe gündelik hayatta daha yaygın konuşulmaktadır. Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir. İdari Bölümler Türkiye, idari ve mahalli şartlar göz önünde bulundurularak çeşitli idari bölümlere ayrılmıştır. Merkezi idare kuruluşu bakımından illere, iller ilçelere, ilçeler ise köylere ayrılmıştır. Bunlara Mülki İdare Bölümleri denir. İdari bölümlerin tespitinde coğrafi durumları, ekonomik şartları, kamu hizmetlerinin gerekleri ve ulaşım durumları dikkate alınmaktadır. Türkiye'de en büyük idari birime il adı verilir. Bir il; il merkezi, ilçe merkezleri ve ilçelere bağlı bütün köyleri kapsar. İllerde yönetme ve yürütme görevini, devletin atadığı valiler yerine getirir. Cumhuriyetin ilk yıllarında 63 olan il sayısı, değişen şartlar ve ihtiyaçlara göre bugün 81'e ulaşmıştır. Gelişmiş bir çok ilçe de il olmayı beklemektedir. İlden daha küçük idari birimlere ilçe adı verilir. Her il, büyüklüğüne göre çeşitli sayıda ilçelerden oluşur. İlçelerde mülki amire Kaymakam adı verilir. En küçük idari birime ise köy adı verilir. Muhtar tarafından yönetilen köy, yönetim açısından ilçe merkezine bağlıdır. Son nüfus sayımına göre Türkiye'de 81 il, 850 ilçe ve fazla köy bulunmaktadır. Coğrafya ve İklim Türkiye'nin toprakları 36° - 42° Kuzey paralelleri ve 26° - 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği kilometredir. Göller dahil kapladığı alan km²'dir. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16, İç Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya'nın yüzölçümü km² dir. Türkiye'nin kara sınırlarının uzunluğu km, adalar dahil sahil uzunluğu kilometredir. Türkiye 6-21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi'nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmış, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir, diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki konumlarına göre adlandırılmışlardır. Akdeniz Bölgesi %16, Doğu Anadolu Bölgesi %21, Ege Bölgesi %12, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % İç Anadolu Bölgesi %18, Karadeniz Bölgesi %18, Marmara Bölgesi % yer tutar. Ülkenin yarısından fazlası, yükseltisi metreyi aşan yüksek alanlardan oluşur. Yaklaşık üçte biri orta yükseklikteki ovalar, yaylalar ve dağlar, yüzde 10'u da alçak alanlarla kaplıdır. En yüksek ve dağlık alanlar doğu kesimde yer alır. Kuzey kesimini Kuzey Anadolu Dağları, güney, doğu ve güneydoğu kesimlerini de Toroslar engebelendirir. Ülkenin en yüksek noktası, Ağrı Dağı'nın metreye erişen doruğudur. Başlıca geniş düzlükler Çukurova, Konya Ovası ve Harran ovalarıdır. Kaynağı ve denize döküldüğü yer ülke sınırları içinde olan en uzun akarsu kilometre uzunluğundaki Kızılırmak'tır. En büyük doğal göl, km² alan kaplayan Van Gölü'dür. 817 km²'lik alana yayılan Atatürk Baraj Gölü ise ülkenin en büyük yapay gölüdür. Türkiye'nin en büyük adası olan Gökçeada'nın yüzölçümü 279 km²'dir. Kara parçalarının toplam alanı 770,760 km², su alanlarının toplam alanı ise 9,820 km²' dir. Ekonomi Kuruluş yıllarında Osmanlı Devleti'nin yıkılış döneminin savaş yenilgileri geçmişiyle başlayan Türkiye ekonomisi 1923 sonrası yıllarda harap ve İzmir haricinde ne sanayi, ne sermaye sınıfı, ne altyapı, ne de eğitim mevcuttu. En basit ürünler dahi ithal edilmek zorundaydı. 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğunu okuma yazma bilmeyen yoksul insanlar oluşturuyordu. Anadolu'daki büyük toprak sahipleri de sanayi burjuvazisini oluşturmaktan çok uzaktı. II. Dünya Savaşı sonrasına kadar devlet ekonomisiyle yaşayan toplum, 1950'den sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin de etkisiyle büyük bir kapitalist sanayi kalkınma dönemine girdi. Bugün de sürmekte olan bu kalkınma süreci özellikle büyük toprak sahiplerinin, hızla modern sermaye sınıfına dönüşmesine yolaçtı. Anadolu'nun kalkınması ve alt yapısının oluşması sürecinde 200 milyar ABD dolarından fazla borç oluştu. GAP projesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşvik programları halen sürmektedir. Yıllık ortalama %6 üzerindeki ekonomik gelişme ile beraber büyük bir değişim ve modernleşme başladı. Öncelikle İstanbul, İzmir ve Mersin, gibi Batı bölgeleri, 1980'den sonra da bütün Anadolu illerinde büyük sermaye ve sanayi oluştu. Bir milyar ABD doları ve üzeri sermayeye sahip holding sayısı 26'ya ulaştı Forbes 2007 listesine göre. Bunun altındaki yüzbinlerce büyük, orta ve ufak ölçekteki şirket, ve oluşan işçi sınıfı,dinamik bir ekonominin taşıyıcıları oldular. Eğitim Kuruluş yıllarında toplam 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu okur-yazar değildi. Günümüzde bu oran %90'dır. Türkiye eğitim sistemi; 8 yıllık temel eğitime dayanır. Daha sonra 4 yıllık orta öğrenim dönemi vardır. Üniversiteye geçiş Öğrenci Seçme Sınavı ile gerçekleştirilir. Yaygın eğitim kurumları bazında halkeğitimler bulunmaktadır. Açıköğretim sistemi de pekçok öğrenci tarafından kullanılmaktadır. 1930'lara kadar İstanbul Teknik Üniversitesi ile birlikte İstanbul Üniversitesi ülkedeki sadece iki üniversite iken, günümüzde üniversite sayısı 82'dir. İstanbul Üniversitesi logosuTürkiye'nin en eski üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi'nin kuruluş tarihi 1453 yılına, en eski teknik üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kuruluş tarihi ise 1773 yılına dayanır. 1961 Anayasasının 120. maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27 Ekim 1960 tarihli 115 sayılı yasa, 1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın Üniversite üzerindeki yetkileri azalmış, fakülte kurullarına daha geniş katılım sağlanmış ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler getirilmiştir. Kısaca yönetim, teşkilat, öğretim üyelği ve yardımcılığı konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konmuştur.[10] 2002 MEB istatistiklerine göre; toplam 6065 lise ortaoğretim bulunmaktadır. Bunların 2637'si geneldüz lise özel liseler dahil, 3428 tanesi ise mesleki lisedir. Kaynaklar Atatürk, Mustafa Kemal 1927. Nutuk, Cilt 1-2-3, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, İstanbul 1970. De Lamartine, Alphonse. Osmanlı Tarihi, Cilt 1, Sabah Yayıncılık, İstanbul 1991. Öztürk, Kazım 1992. Atatürk'ün TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları, Cilt 1-2, Kültür Bakanlığı-Atatürk Dizisi. ISBN 975-1763-4-3 Akay, Oğuz 2006. Atatürk'ün Sofrası. Truva Yayınları. ISBN 975-6237-54-6 Meydan Larousse, Meydan Yayıncılık, 1988, Cilt 12, Sh. 357-388, Türkiye Cumhuriyeti. Temel Britannica, Ana Yayıncılık-Encyclopaedia Britannica, 1992, Cilt 18, Sh. 41-96; Türkiye. ISBN 975-7760-02-1 Türklerin ve Türkiye'nin Tarihi Ansiklopedisi, Milliyet Yayınları, 1982.

türkiye nin coğrafi konumu nedir kısaca